17.12.2017 - Firma Rehberi, Büyükçekmece Rehberi, İstanbul Rehberi

Yaz için Tavsiye 13 KİTAP

13kitap.jpg (500×670)

Akşamların uzun geçtiği, bazen konuşmaktan ve milleti dinlemekten sıkıldığınız zamanlarda, siz de ekranda izlenecek dizi olmadığını düşünenlerdenseniz size bazıları kahkaha dolu, bazıları ibretlik 13 kitap sunuyoruz.

Bu sitenin ziyaretçilerine “aman kitap okuyun ha!” diye vaaz edecek değiliz. Onun için söz konusu kitap olduğunda çok konuşmamak gerekir.

Son bir not da: önümüzdeki günlerde -inşallah- bir de film listesi gelecek. Onlar da bazen sıkıcı hale dönüşen yaz bunaltıları için çözüm olabilir.

Hayr ola!

 

islam-deklarasyonu-ciltli-islami-yeniden-dogusun-sorunlari20100616144621.jpg (129×210)

1

İSLAM DEKLARASYONU – ALIYA İZZEYBEGOVIÇ
İSLAMI YENIDEN DOĞUŞUN SORUNLARI

Birkaç yüzyıl öncesine kadar medeniyeti belirleyen Müslümanlar, bugün neden geri kalmış durumdalar? Çağdaşlık ve İslam yan yana gelebilir iki kavram mıdır? Kuran ve İslam hakkında ne kadar şey biliyoruz? Bildiklerimizin ne kadarı gerçekle örtüşüyor? İslam sadece bir inanç biçimi midir, yoksa insan hayatının tüm çizgilerini belirleyen bir sistem mi? Müslüman kadın kimdir, nasıl olmalıdır? İnsanların eşitliği diye bir şey var mıdır? Müslümanların kardeşliği nasıldır ve bu mümkün müdür? Din ve vicdan özgürlüğünün sınırları var mıdır? Azınlıklar sorununa nasıl bakmalıyız? İslamî yeniden doğuş, dinî veya siyasî devrim mümkün mü? Geçmiş-günümüz-gelecek üçgeninde yer alan bu ve benzeri konuların aydınlatılması, Müslüman zihinlerde şüpheye yer bırakmayacak şekilde çözülmesi gerektiği ortadadır. Elinizdeki kitapta Aliya İzzetbegoviç, yukarıda bir kısmı zikredilen onlarca soru ve problemin cevabına ilişkin görüş ve düşünceleriyle çözüm önerilerini ortaya koymakta.

Books.png (64×64)

Anlamli-ve-Coskulu-Bir-Yasam-Icin-Savasci-Dogan__43442588_0.jpg (300×413)

2

ANLAMLI VE ÇOŞKULU BIR YAŞAM İÇIN SAVAŞÇI
DOĞAN CÜCELOĞLU

e.e. cummings der ki;

Seni diğerlerinden farksız yapmaya bütün gücüyle gece gündüz çalışan bir dünyada, kendin olarak kalabilmek, dünyanın en zor savaşını vermek demektir. Bu savaş bir başladı mı, artık hiç bitmez!…

Anlamlı ve Coşkulu Bir Yaşam İçin Savaşçı kitabında böyle bir savaştan söz ediyoruz. Söz ediyorum değil, söz ediyoruz; çünkü kitabı Arif Bey’le beraber oluşturduk.

Arif Bey kimdir?

Arif Bey, bu kitapta benimle konuşan bir sınıf öğretmeni. O beni bulmadı, aslında ben onu buldum. Uzun zamandır öğretmenlere ulaşmak, onlarla bir diyalog başlatmak gereksinmesi duyuyordum. Arif Bey’i böyle bir aryışın sonucunda buldum.

Arif Bey’in yüreğinde sıkıntı var. Çabalıyor. Anlamak istiyor, yapmak istiyor. Destek bulamıyor. Ve yalnız!…

– Doğan Cüceloğlu-

(Arka Kapak)

 

Books.png (64×64)

2134142.jpg (270×406)

3

AH MINE’L – AŞK
İSKENDER PALA

Aşk, yerine göre yol olur yürünür, yerine göre iman olur uyulur. Bazen ateş olup yakar, bazen deniz olup boğar. Sultan olur ülke yönetir, şarap olur sarhoş eder. At olup koşar, kuş olup uçar. Hazine olur viran gönüllerde saklanır, kimya olur hakir toprakları altına dönüştürür. Sır olur saklanır, gonca olur açılır. Gül bahçesi olur kokusuyla aşıkları mest eder, güneş olur aşıklarının ümit meyvelerini olgunlaştırır. Aşk olunca gönüller birleşir, aşk olunca kıyamet koparcasına hareketlilik olur. Aşk olunca şimşekler çakar, rahmetler yağar. Alemler kıyama kalkarsa aşktandır. Hastaların şifa bulması aşktandır. Aşk ile döner gökler, aşk ile durur kainat. Aşk, Mecnun’dan Leyla’ya bir feryat, Mansur’dan dara bir sır, gözden kalbe bir yoldur. Velhasıl, klasik edebiyatımızda aşk her şeydir, her şey de aşktır. Bütün bu sayılanlar divan edebiyatına bir aşk edebiyatı dememiz için kafidir..

Books.png (64×64)
wrw5fc3kr.jpg (312×475)

4

BABIL’DE ÖLÜM İSTANBUL’DA AŞK
İSKENDER PALA

Gök kubbenin altında insanın ruhunu soyan kötülükler ve giyindiren aşklar adına…
Doğu ak ejder yılında başladı yirmi üç bin yıllık gizem…
Uzayın sonsuzluğuna açılan kapıyı keşfe çıkmış bilge rahipler, uğruna topluca can verdikleri bir sırrın, binlerce yıl sonra, bir şair tarafından aşkın derin katmanlarına saklanarak korunacağını bilselerdi…
Siruş başlıklı murassa hançerin kabzasına parmak izlerini bırakanlar, daha avuçlarının sıcaklığı gitmeden hançer kınında kan biriktiğini bilselerdi…
Bağdat, İstanbul, Roma, Paris ve diğerleri; kıyılarına vuran yeni aşkın, bütün eski tarihlerini dolduracak yoğunlukta olduğunu bilselerdi…
Bilgeler, katiller, asiller ve sevgililer; ellerinde tuttukları kitabın alev almaya hazır bir aşk külçesine dönüşmek üzere olduğunu bilselerdi…
Şair, ipeksi dizeleri arasına hayaller gibi sakladığı şifrelerin hoyrat ellerde ihtirasla parçalandığını, sonsuzluk şarabına kadeh yaptığı gelincik yapraklarının kinle dağıtıldığını bilseydi…
Ve şimdi kim bilebilir neler olacağını,

Babil uyandığı zaman?! ..

Books.png (64×64)

simyacı.jpg (302×475)

5

SIMYACI
PAULO COELHO

Simyacı, altı yılda kırk iki ülkede yirmi altı dile çevrildi ve yedi milyondan fazla sattı. Bu, Gabriel Garcia Marquez’den bu yana görülmemiş bir olay. Roman, yüreğinde çocukluğunu yitirmemiş olan okurlar için bir klasik kimliği kazanmıştır.

Simyacı, İspanya’dan kalkıp Mısır Piramitlerinin eteklerinde hazinesini aramaya giden Endülüslü çoban Santiago’nun masalsı yaşamının felsefi öyküsüdür.Simyacı’yı bulmak kendini bulmaktır…Simyacı’nın dünya çapında bu kadar satmasının sebebi belki de kılavuzculuk niteliğinin ön planda olmasıdır.Simyacı’yı okumak , herkes uykudayken şafak vakti güneşin doğuşunu beklemektir.
(wikipedia’dan)

Books.png (64×64)

zBK324860HB913_250.jpg (250×250)

6

 SEN ÖLÜNCE KIM AĞLAR
ROBIN S. SHARMA

Gençlik yıllarımda, babam bana asla unutmayacağım bir şey söylemişti: “Oğlum, doğduğunda bütün dünya se-vinirken sen ağlıyordun. Öyle bir yaşam sür ki, öldüğünde sen sevinirken bütün dünya ağlasın.” Hayatın anla-mını unuttuğumuz bir çağda yaşıyoruz. Bir insanı kolaylıkla Ay’a gönderebiliyoruz, ancak karşı dairemize yeni taşınan komşumuzu ziyaret etmekte güçlük çekiyoruz. George Bernard Shaw’a ölüm döşeğinde, “Hayatınızı yeni baştan yaşama fırsatınız olsaydı, ne yapardınız?” diye sorulmuş. Shaw biraz düşünmüş ve sonra derin bir iç çekişle, “Olabileceğim, ama asla olmadığım kişi olmak isterdim,” demiş. Aynı şeyin sizin başınıza da gelmemesi için bu kitabı yazdım. O halde siz bu kitaba başlarken, size soruyorum: Siz öldüğünüzde ardınızdan kim ağlayacak? Bu gezegenden gitme ayrıcalığına ulaştığınız zaman kaç yaşamı etkileyeceksiniz? Sizi takip eden nesiller üzerinde nasıl bir etki bırakacaksınız? Son nefesinizi vermeden önce arkanızda bırakacağınız imza ne olacak?

Books.png (64×64)
biz-insanlar.jpg (295×480) Fatih-Harbiye-Peyami-Safa.jpg (291×475)
2708-Yalniziz.jpg (385×640)

7

PEYAMI SAFA (BÜTÜN ESERLERI)

FATİH – HARBİYE:

Birbirinden giderek kopmaya ve birbirini reddetmeye başlayan iki hayat tarzı arasında yaşanan çatışma ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi. Tramvay yoluyla birbirine bağlanan ama birbiriyle bağdaşması mümkün olmayan iki semt: Fatih ve Harbiye. Bir genç kızın bu ikisi arasındaki gelgitleri, madde ile mana, albeni ile muhteva, göz ile kalp arasındaki çırpınışlarının hikâyesidir.

Books.png (64×64)

127961b.jpg (175×255)

8

MUSTAFA KUTLU – CHEF

Yazar bu eserinde Türkiye’de seksen sonrası yaşanan atmosferi ele almıştır. Bu atmosfer tüketim toplumunun yarattığı ihtirasları, tutkuları öne çıkarmaktadır. Kitap bir ailenin üç ferdinin ağzından anlatılan hikâyeler ile gelişiyor. Banka şefi baba, emekli ev kadını anne ve üniversite çağında hemen köşeyi dönme arzusu ile iş dünyasına atılan oğul. Kazanç hırsı, mevki-makam, güç ve güvenlik arzuları aileyi parçalar. Her fert kendi yoluna gider. Ama bu yol nereye çıkmaktadır? Yazar metnin ucunu açık bırakarak bu sorunun cevabını vermez, okuru düşünmeye çağırır.

huzursuz-bacak-mustafa-kutlu.jpg (173×250)

MUSTAFA KUTLU – HUZURSUZ BACAK

İçimde yıllar sonra memlekete dönmüş olmanın sevinci, ellerimde bavullar, havaalanının kalabalık telaşından kurtulup bir taksiye doğru yürürken azıcık terlemiş alnıma huzurun sessiz, sakin, ama garip bir şekilde ürpertici eli dokunuverdi… Bavulları bıraktım, terimi sildim. Tam bu sırada o boz renkli kertenkele, ayaklarımın ucundan sessiz, sakin ama garip şekilde ürpertici bir bakışla süzülerek geçip gitti.

32670071_tn30_0.jpg (300×300)

MUSTAFA KUTLU – TAHIR SAMI BEY’IN ÖZEL HAYATI

Tahir Sami Bey, bir karakter olarak Mustafa Kutlu’nun bugüne kadar verdiği toplumsal yanı ağır basan eserlere nazaran, bireyi öne çıkaran, neredeyse tek kahramanlı bir hikâye. Yazar, kırk yıllık basın-yayın hayatında muhtemelen pek çoğuyla tanışmış, konuşmuş, oturup kalkmış Tahir Sami Beylerin tümünden yeni bir karakter inşa ediyor. Tahir Sami Bey’in Özel Hayatı, kendini kitaba, dergiye, bilgiye karşılıksız adayan, ancak toplumdan hiçbir kabul ve iltifat görmeyen, bir bakıma harcanmış bir ömrün hikâyesidir. Bu hikâye bizi, aramızda hâlâ dolaşan Tahir Sami Beylere daha bir şefkat ve saygıyla yaklaşmamızı sağlayabilir.

(Önsöz’den)

Books.png (64×64)

cocuklarimizla-atlara-biniyorduk20120122140319.jpg (200×315)

9

CAHIT ZARIFOĞLU – ÇOCUKLARIMIZLA ATLARA BINIYORDUK

Cahit Zarifoğlu´nun çocuk yazarlığı, psikolojik ve psikanalitik derinlik açısından yorumlandığında çocuğa yönelişi farklı düzlemlerde açıklanabilir. Ancak onun çocuk yazarlığının belirleyici göstergesi çocuk bakışıdır. Hangi yaşta olursa olsun her insanı çocuk kabul edebilen bir çocuk bakışına sahip olması, çocuk yazarlığının asıl eksenini oluşturur. Çocuk kitaplarında kullandığı iç sezgi, hayal gücünü bir çocuk dürbününe dönüştürür. Aktüel fantastik çocuk kitapları ve kısa sanat masallarının hemen hepsinde egemen olan psikolojik ve sinematografik anlatımı bu çocuk dürbünü ile sağlar. Çocuk kitaplarını okurken onların muhayyilenizde canlanması ve size sinema duygusu vermesinin nedeni de budur… (Tanıtım Yazısı)

Books.png (64×64)

0000000205566_5_1.jpg (200×362)

10

MINE SOTA – SIZ ADAMI ÖLMEKTEN GÜLDÜRÜRSÜNÜZ

Bu kitap, asla dublör kullanamadığımız, kısa ya da uzun metrajlı hayat filmimizde geçen acıklı ve sinirli sahnelerin içine sinmiş gülünç yanları “Gel bakim sen buraya” diye ensesinden yakalayıp önümüze koyan yüz seksen sayfalık bir eldir. Tam düğün dernek kurulmuş, limonatalar masalara konulmuş ve damat Kartal Tibet, gelin Filiz Akın’a gülümserken, birinin anîden salona girip “Durun! Siz evlenemezsiniz! Siz kardeşsiniz!” demesi gibi beklenmeyen oyunbozanlıkları ve o esnada Suzan Avcı’nın ayağa kalkıp “Durmayın! Siz evlenebilirsiniz, caizdir. Siz kardeş değilsiniz. Kızımın babası şu klarnetçidir.” demesi gibi yine her şeyin birdenbire yoluna girmesi ihtimallerini bünyesinde barındıran hayatın fazlası var eksiği yok bir doğallık ve canlılıkla anlatıldığı bu kitabın okuyanlara, “Ammmaaann! Madem gülmekten ölemiyoruz, o zaman biz de ölmekten güleriz.” dedirtebilecek mistik bir güce sahip olduğu da kafadan atılmaktadır…

zBK334271FE856_250.jpg (250×250)

MINE SOTA – GÜLME BAŞINA GELIR KOMŞUNA

Valla ben okuyanın doğrucusuyum; gereği düşünülen her şey bu kitapta! Bu kitabın ölüyü bile güldürdüğü, kiloluk kahkahanın toptan fiyatına perakende satıldığı, derde kedere “Aman boş ver be!” dedirttiği ve bozuk morallerin Mine Sota atölyelerinde itina ile tamir edildiği söyleniyor. “Zeytinyağlı yiyemem aman, basma da fistan giyemem aman” diyenlerdenseniz bu kitap seçiciliğinize fena halde hitap edecek. Titizlenmenize değecek. Neron’un bu kitabı bulamadığı için sinirinden ortalığı yaktığı, Kleopatra’nın, “Önce ben okuyacağım” diye kendisini sokmaya çalışan yılanın ümüğünü sıktığı, Rapunzel’in tutuna tutuna kuleden aşağı inip, sırf bu kitabı almak için kitapçıya kaçmak maksadıyla saçlarını uzattığı tarihi atmasyonlarda yer almaktadır.

Books.png (64×64)

zBK980271LU280_250.jpg (250×250)

11

ALEXIS CARREL – İNSAN DENEN MEÇHUL

İnsan vücudu yalnız fizyolojik yönden değil, ruhla birlikte incelenmelidir.

Beceriksiz, kısmen başarısız bir girişim, hiç başlamamktan ve teşebbüs yokluğundan daha iyidir.

Bilimin bazı alanlardaki başarıları, diğer bazı alanlardaki güçsüzlüğünü görmemize engel oluyor.

Bütün medeniyetlerin doğal kaderi, büyümk, çöküşü yaşamak ve sonra tarihe karışıp gitmektir.

İnsan, tekrar yücelmesi için kendini yeni baştan inşa etmek zorundadır. Ve bu yenileşmeyi ızdırap çekmeden yapamaz. Çünkü o hem mermerdir, hem de heykeltraş. Hakiki biçimini yeniden kazanmak için, büyük çekiç darbelerini kendi maddesine indirerek kıvılcımlar çıkaracaktır.

Eğer Galile, Newton yahut Lavosier zakalarının gücünü beden ve bilincimizin incelenmesi yolunda kullansalardı, belki dünyamız bugünkünden çok farklı olurdu.

İnsanlar, akıl ve sinir hastalıklarıyla, zihin zaafı ile de tehlikeli bir tehdit karşısında oldukları halde, sağlık uzmanları neden insanlar yalnız mikrobik hastalıklara maruz kalıyormuş gibi hareket ederler?

Books.png (64×64)

37835.jpg (150×242)

12

AŞK DÜŞÜNCE YOLLARA, HIKÂYE-I BILÂL – MÜNIB ENGIN NOYAN

“Hayat dediğin, deli oğlan, zahirde ve batında birbiri ardınca açılıp duran kapılardan ibarettir. Hepsinin de sahibi ve açanı Hak Te’ala’dır, celle celaluhu. Zahiri kapıların anahtarlarını kendi arar bulursun ömrün boyunca. Gücünün yettiğini, azmini ve gayretini seferber ve dahi katık edip kendin açarsın. Kimi küçük bir odaya çıkarır seni, kimi uzun bir sofaya, kimi alabildiğine geniş, ferah bir avluya. Hayat köşkünün mekanlarıdır bunlar. Kimine fazla büyük gelir, kimine iyice dar. Kimi kapı da vardır ki, deli oğlan, onu açınca karşısına bir köprü çıkar. Bu köprü hayat yolunun üzerindeki sayısız ve de çoğu dipsiz uçurumu, bi iznillah, aşmaya yarar. Kimi bu kapıyı açınca pek bir korkar. Hem de öyle korkar ki, onu açtığı gibi hemen kapatır. Kimi de nimet, ikram bilir bulduğu köprüyü, Yaradan’a, celle celaluhu, sığınıp üzerinden geçer.

Books.png (64×64)

zBK981049AG096_250.jpg (250×250)

13

BIR GENÇ KIZ YETIŞIYOR – ESRA NURAY SEZER

Gençlik, hayat için bir dönüm noktasi, bir varolus seklidir. Genç kiz, bu devrede sahsiyetini ararken karmasik bir fikir dünyasi ve bunalimli bir ruh yapisi içerisindedir. Enerjiktir, yahut öyle olmak ister. Kendisinde böyle bir potansiyel vardir. Iste bu potansiyel, tolum-aile-genç üçgeninde iyi degerlendirilmedigi zaman, gençligin problemleri baslar. Elinizdeki kitap genç kizlarimizin problemlerine yaklasiyor ve bazi isaret taslari gösteriyor…

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
porno fuck google porno fuck google