<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ödev arşivleri - Büyükçekmece Rehberi</title>
	<atom:link href="https://www.buyukcekmecerehberi.net/kategori/odev-2/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.buyukcekmecerehberi.net/kategori/odev-2</link>
	<description>Büyükçekmece de hakkında aradığınız her şey burada...</description>
	<lastBuildDate>Mon, 07 Oct 2013 16:40:27 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.1.7</generator>
	<item>
		<title>Robert Boyle kimya ya katkısı</title>
		<link>https://www.buyukcekmecerehberi.net/robert-boyle-kimya-ya-katkisi.html</link>
					<comments>https://www.buyukcekmecerehberi.net/robert-boyle-kimya-ya-katkisi.html#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Büyükçekmece Rehberi]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 07 Oct 2013 16:40:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ödev]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.buyukcekmecerehberi.net/?p=12098</guid>

					<description><![CDATA[<p>Robert Boyle (1627-1691) İrlanda&#8217;da Lismore şatosunda doğan bilim adamı ve düşünür Robet Böyle, I. Cork kontunun on dördüncü çocuğu ve ailenin yedinci oğludur. Güçlü bir belleği olan Böyle, 8 yaşında Eton kolejine gittiğinde Fransızca ve Latince biliyordu. 11 yaşındayken özel öğretmeniyle birlikte gezmek ve çalışmalarını Avrupa&#8217;da sürdürmek için Eton&#8217;dan ayrıldı. 14 yaşlarında Floransa&#8217;da GALİLEİ&#8217;nin çalışmalarıyla [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.buyukcekmecerehberi.net/robert-boyle-kimya-ya-katkisi.html">Robert Boyle kimya ya katkısı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.buyukcekmecerehberi.net">Büyükçekmece Rehberi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Robert Boyle (1627-1691)<br />
İrlanda&#8217;da Lismore şatosunda doğan bilim adamı ve düşünür Robet Böyle, I. Cork kontunun on dördüncü çocuğu ve ailenin yedinci oğludur. Güçlü bir belleği olan Böyle, 8 yaşında Eton kolejine gittiğinde Fransızca ve Latince biliyordu. 11 yaşındayken özel öğretmeniyle birlikte gezmek ve çalışmalarını Avrupa&#8217;da sürdürmek için Eton&#8217;dan ayrıldı. 14 yaşlarında Floransa&#8217;da GALİLEİ&#8217;nin çalışmalarıyla ilgilendi.<br />
1645&#8217;te İngiltere&#8217;ye döndü. Stalbridge&#8217;de (Dorset) 7 yıl boyunca felsefe, dinbilim ve fen alanında çalışmalarını sürdürdü ve ilk deneylerini gerçekleştirdi. İrlanda&#8217;da 2 yıl kaldıktan sonra Oxford&#8217;a yerleşip «Invisible College Oxford&#8217;da bulunduğu sıralar Böyle, Robert HOOKE&#8217;un yardımıyla Otto GUERİCKE&#8217;nin hava pompası deneylerini yineledi. Aygıtı geliştirerek, yeni deneylere girişti ve elde ettiği sonuçları, 1660&#8217;ta, «Neıo Experiments Physico-Mechanical Böyle, bütün maddelerin çok küçük taneciklerden oluştuğuna ve bu taneciklerin kendi aralarında çeşitli biçimlerde birleşerek, değişik kimyasal maddeler ortaya çıkardığına inanıyordu. 1661&#8217;de yayınladığı «Skeptical Chymist Boyle&#8217;un maddenin atomsal yapısıyla ilgili görüşleri Gassendi, Descartes, Demokritos gibi düşünürlerin düşüncelerinden kaynaklanmaktaydı. Çalış<br />
malarının büyük bir bölümü de başka araştırmacıların çalışmalarına dayanıyordu.<br />
Araştırmaları, aşağı yukarı çağının bilinen bütün bilimsel alanlarını kapsıyordu. Hava ve atoma ilişkin çalışmalarının yanı sıra, ışığın yapısı, elektrik, magnetizma, billurlar, kimyasal bileşimler, bitkilerden çıkarılan pigmentlerle de ilgilendi.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.buyukcekmecerehberi.net/robert-boyle-kimya-ya-katkisi.html">Robert Boyle kimya ya katkısı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.buyukcekmecerehberi.net">Büyükçekmece Rehberi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.buyukcekmecerehberi.net/robert-boyle-kimya-ya-katkisi.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>3</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Johann Joachim Becher kimya ya katkısı</title>
		<link>https://www.buyukcekmecerehberi.net/johann-joachim-becher-kimya-ya-katkisi-2.html</link>
					<comments>https://www.buyukcekmecerehberi.net/johann-joachim-becher-kimya-ya-katkisi-2.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Büyükçekmece Rehberi]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 07 Oct 2013 16:39:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ödev]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.buyukcekmecerehberi.net/?p=12096</guid>

					<description><![CDATA[<p>Johann Joachim Becher (1635-1682) Ünlü bir Alman kimyacıdır. ”Terra Pinguis” diye terimlendirilen ”ateş elementi”nin yanma sırasında havanın bir kısmının (oksijenin) ortadan kaybolduğunu ve geriye de yanma için elverişsiz bir artık (azot) bıraktığını biliyordu. Daha sonra yanma sırasında kaçıp giden bu nesneyi ”filojiston” olarak adlandırmıştır. Yanma olayına yanlış da olsa ilk defa bir tanımlama getiren filojiston [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.buyukcekmecerehberi.net/johann-joachim-becher-kimya-ya-katkisi-2.html">Johann Joachim Becher kimya ya katkısı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.buyukcekmecerehberi.net">Büyükçekmece Rehberi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p> Johann Joachim Becher (1635-1682)</p>
<p>Ünlü bir Alman kimyacıdır. ”Terra Pinguis” diye terimlendirilen ”ateş elementi”nin yanma sırasında havanın bir kısmının (oksijenin) ortadan kaybolduğunu ve geriye de yanma için elverişsiz bir artık (azot) bıraktığını biliyordu. Daha sonra yanma sırasında kaçıp giden bu nesneyi ”filojiston” olarak adlandırmıştır. Yanma olayına yanlış da olsa ilk defa bir tanımlama getiren filojiston kuramına göre yanıcı olan cisimler yanıcı olmayan ”filojiston”dan (ateş ruhu) oluşmuştur. Buna göre metal oksitleri birer element, metaller ise kül (metal oksit) ile filojistondan oluşan birer bileşik maddedir.<br />
Altın ve gümüş dışında metaller açıkta pota içinde ısıtıldıklarında değiştikleri ve geriye cüruf bıraktıkları görülmüştür. Bu cüruf kalk diye adlandırılmıştır. Ve bu cürufun metalden daha ağır olduğu kaydedilmiştir.<br />
Becher, yanma olayını genel bir kimyasal tepkime olarak ilk açıklayan kimyacıdır. Tüm metallerde yanabilen bir madde olduğunu ve maddenin yanma sırasında dışarı çıkıp gittiğini kabul ediyordu. Pratik kimyaya katkılarda bulunmuştur. Tasarımcı olarak çalışmaları da vardır. Örneğin Hollanda’da büyük harcamalar yaparak denizcilikle ilgili çalışmalarda bulunmuştur.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.buyukcekmecerehberi.net/johann-joachim-becher-kimya-ya-katkisi-2.html">Johann Joachim Becher kimya ya katkısı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.buyukcekmecerehberi.net">Büyükçekmece Rehberi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.buyukcekmecerehberi.net/johann-joachim-becher-kimya-ya-katkisi-2.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cabir Bin Hayyam kimya ya katkısı</title>
		<link>https://www.buyukcekmecerehberi.net/cabir-bin-hayyam-kimya-ya-katkisi.html</link>
					<comments>https://www.buyukcekmecerehberi.net/cabir-bin-hayyam-kimya-ya-katkisi.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Büyükçekmece Rehberi]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 07 Oct 2013 16:39:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ödev]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.buyukcekmecerehberi.net/?p=12094</guid>

					<description><![CDATA[<p>Cabir Bin Hayyam Geliştirdiği âletler, yöntemler ve kimyevî maddeler Teorisiz pratiğin hiçbir yere varamayacağını belirten2, Doğu ve Batı ilmine önemli ölçüde tesir eden ve Roger Bacon tarafından ustaların ustası olarak da anılan Cabir bin Hayyan&#8217;ın ilk defa elde ettiği birçok kimyevî bileşik ve madde vardır. Bunlardan bazıları, saf kükürt tuzları, nişadır (NH4Cl), üstübeç [2PbCO3.Pb(OH)2], cehennem [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.buyukcekmecerehberi.net/cabir-bin-hayyam-kimya-ya-katkisi.html">Cabir Bin Hayyam kimya ya katkısı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.buyukcekmecerehberi.net">Büyükçekmece Rehberi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Cabir Bin Hayyam<br />
Geliştirdiği âletler, yöntemler ve kimyevî maddeler<br />
Teorisiz pratiğin hiçbir yere varamayacağını belirten2, Doğu ve Batı ilmine önemli ölçüde tesir eden ve Roger Bacon tarafından ustaların ustası olarak da anılan Cabir bin Hayyan&#8217;ın ilk defa elde ettiği birçok kimyevî bileşik ve madde vardır. Bunlardan bazıları, saf kükürt tuzları, nişadır (NH4Cl), üstübeç [2PbCO3.Pb(OH)2], cehennem taşı (AgNO3), kezzap (nitrik asit, HNO3), zaç yağı (sülfürik asit, H2SO4), güherçile (hint) (KNO3), sirke asidi (CH3COOH), süblime (HgCl2) ve kurşun şekeri [Pb(CH3COO)2], sülügen (civa oksit), arsenik oksit, şap ve hidroklorik asittir (HCl).1,2,3 Cabir ayrıca nitrik asitle hidroklorik asidi birleştirerek o gün için altın ve platini çözen tek madde durumundaki yeşilimsi bileşiği (kral suyu) elde etmiştir. Paslanmayı önleyen madde geliştirmiş, Razi&#8217;ye etanolü bulması yolunda ipucu vermiştir.4 Batılı bazı bilim adamları optik ve mercekler kanununun keşfini de Cabir bin Hayyan&#8217;a dayandırır.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.buyukcekmecerehberi.net/cabir-bin-hayyam-kimya-ya-katkisi.html">Cabir Bin Hayyam kimya ya katkısı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.buyukcekmecerehberi.net">Büyükçekmece Rehberi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.buyukcekmecerehberi.net/cabir-bin-hayyam-kimya-ya-katkisi.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Johann Joachim Becher Kimya ya katkısı</title>
		<link>https://www.buyukcekmecerehberi.net/johann-joachim-becher-kimya-ya-katkisi.html</link>
					<comments>https://www.buyukcekmecerehberi.net/johann-joachim-becher-kimya-ya-katkisi.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Büyükçekmece Rehberi]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 07 Oct 2013 15:32:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ödev]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.buyukcekmecerehberi.net/?p=12092</guid>

					<description><![CDATA[<p>Johann Joachim Becher (1635-1682) Ünlü bir Alman kimyacıdır. ”Terra Pinguis” diye terimlendirilen ”ateş elementi”nin yanma sırasında havanın bir kısmının (oksijenin) ortadan kaybolduğunu ve geriye de yanma için elverişsiz bir artık (azot) bıraktığını biliyordu. Daha sonra yanma sırasında kaçıp giden bu nesneyi ”filojiston” olarak adlandırmıştır. Yanma olayına yanlış da olsa ilk defa bir tanımlama getiren filojiston [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.buyukcekmecerehberi.net/johann-joachim-becher-kimya-ya-katkisi.html">Johann Joachim Becher Kimya ya katkısı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.buyukcekmecerehberi.net">Büyükçekmece Rehberi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p> Johann Joachim Becher (1635-1682)</p>
<p>Ünlü bir Alman kimyacıdır. ”Terra Pinguis” diye terimlendirilen ”ateş elementi”nin yanma sırasında havanın bir kısmının (oksijenin) ortadan kaybolduğunu ve geriye de yanma için elverişsiz bir artık (azot) bıraktığını biliyordu. Daha sonra yanma sırasında kaçıp giden bu nesneyi ”filojiston” olarak adlandırmıştır. Yanma olayına yanlış da olsa ilk defa bir tanımlama getiren filojiston kuramına göre yanıcı olan cisimler yanıcı olmayan ”filojiston”dan (ateş ruhu) oluşmuştur. Buna göre metal oksitleri birer element, metaller ise kül (metal oksit) ile filojistondan oluşan birer bileşik maddedir.<br />
Altın ve gümüş dışında metaller açıkta pota içinde ısıtıldıklarında değiştikleri ve geriye cüruf bıraktıkları görülmüştür. Bu cüruf kalk diye adlandırılmıştır. Ve bu cürufun metalden daha ağır olduğu kaydedilmiştir.<br />
Becher, yanma olayını genel bir kimyasal tepkime olarak ilk açıklayan kimyacıdır. Tüm metallerde yanabilen bir madde olduğunu ve maddenin yanma sırasında dışarı çıkıp gittiğini kabul ediyordu. Pratik kimyaya katkılarda bulunmuştur. Tasarımcı olarak çalışmaları da vardır. Örneğin Hollanda’da büyük harcamalar yaparak denizcilikle ilgili çalışmalarda bulunmuştur.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.buyukcekmecerehberi.net/johann-joachim-becher-kimya-ya-katkisi.html">Johann Joachim Becher Kimya ya katkısı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.buyukcekmecerehberi.net">Büyükçekmece Rehberi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.buyukcekmecerehberi.net/johann-joachim-becher-kimya-ya-katkisi.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Razi (Mohammad Ibn Zakariya Razi)</title>
		<link>https://www.buyukcekmecerehberi.net/razi-mohammad-ibn-zakariya-razi.html</link>
					<comments>https://www.buyukcekmecerehberi.net/razi-mohammad-ibn-zakariya-razi.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Büyükçekmece Rehberi]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 07 Oct 2013 15:31:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ödev]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.buyukcekmecerehberi.net/?p=12090</guid>

					<description><![CDATA[<p>Râzî (864 925) Tam adı Ebu Bekir Muhammed İbn Zekeriya El Râzî´dir. Râzî 864 yılında İran´ın Ray şehrinde doğdu. Yerleşik inançları sorgulayan felsefî düşünceleriyle tanınmış olan Râzî (öl. 925), bilimle de ilgilenmiş ve kimya ve tıp gibi alanlarda yapmış olduğu çalışmalarla bilim tarihinde seçkin bir yer edinmiştir. Zekeriya El Razi 1 5EF5F Kimya biliminde Câbir´in [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.buyukcekmecerehberi.net/razi-mohammad-ibn-zakariya-razi.html">Razi (Mohammad Ibn Zakariya Razi)</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.buyukcekmecerehberi.net">Büyükçekmece Rehberi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Râzî (864 925) </p>
<p>   Tam adı Ebu Bekir Muhammed İbn Zekeriya El Râzî´dir. Râzî 864 yılında İran´ın Ray şehrinde doğdu. Yerleşik inançları sorgulayan felsefî düşünceleriyle tanınmış olan Râzî (öl. 925), bilimle de ilgilenmiş ve kimya ve tıp gibi alanlarda yapmış olduğu çalışmalarla bilim tarihinde seçkin bir yer edinmiştir. </p>
<p>Zekeriya El Razi 1 5EF5F</p>
<p>  Kimya biliminde Câbir´in açmış olduğu yoldan giderek yapısal dönüşüm kuramını benimsemiştir; ancak Câbir gibi Aristotelesçi değildir; maddenin oluşumunu dört unsurun birleşmesiyle değil, atomların birleşmesiyle açıklama eğilimindedir. Câbir gibi, bir dizi deney yaparak saf elementi elde etmeye çalışmış ve bu işlemin, maddenin erimesi, çözülmesi, parçalanması, ortaya çıkan parçaların farklı parçalarla birleşmesi ve oluşan ürünün çökelmesi gibi 5 ayrı süreçten geçtiğini belirtmiştir. </p>
<p>  Çalışmaları sırasında yeni kimyevî maddeler, yeni yöntemler ve yeni aletler geliştiren Râzî´nin en önemli başarılarından birisi, farklı organik maddeleri damıtmak suretiyle çeşitli yağlar, tuzlar ve boyalar elde etmiş olmasıdır; ayrıca, demir gibi zor eriyen metallerin ergitme işlemleri ile ilgili araştırmalar da yapmıştır. </p>
<p>  Razi´nin kimya alanındaki çalışmalarının yanı sıra, tıp alanındaki çalışmaları da çok önemlidir. Rey´deki bir hastanede doktor olarak görev yapmıştır. Bilimsel bir tutum sergileyerek yerleşik otoriteleri önemsememiş, daha çok kendi gözlem ve deneylerine öncelik tanımıştır. Kendisine daha çok Hippokrates´i örnek alan Râzî, Hippokrates gibi, iyi bir klinisyendir; hastalarını tedavi süresince dikkatle gözlemiş ve teşhis ve tedavisini bu gözlemler sırasında elde etmiş olduğu bilgiler ışığında yönlendirmiştir. Teşhis sırasında özellikle nabız, idrar, yüz rengi ve terleme gibi gibi göstergeleri göz önünde bulundurmuştur. </p>
<p>Zekeriya El Razi 2 examining a  patient CBZ71</p>
<p>(Razi Bir hastayla ilgilenirken, http://www.iranchamber.com/)</p>
<p>Zekeriya El Razi 2 examining a  patient 2 C8A53</p>
<p>(resim http://saudi6.blogspot.com/2011/01/blog-post.html</p>
<p>  Râzî ilk defa Ortadoğu ülkelerinin çoğunda yaygın olarak görülen çocuk hastalıklarından çiçek ve kızamığın tanılarını vermiş ve bunlar arasındaki farkları belirlemiştir. </p>
<p>  Râzî´nin hastalıklara ilişkin incelemelerini içeren küçük boyutlu yapıtlarının yanı sıra, Hâvî (Bütün Bilgiler) adlı kapsamlı bir yapıtı daha vardır. Burada, baştan ayağa doğru bütün beden hastalıklarını sıralayarak, bunlara ilişkin derleyebildiği bütün bilgileri sunmuştur. Yapıtın en önemli yönlerinden birisi, daha önce yaşamış olan hekimlerin görüşlerini de içermesidir; bu nedenle, tıp bilgisinin gelişim sürecini araştıran tarihçiler için bulunmaz bir kaynak niteliğindedir. </p>
<p>  Bu yapıttan edinmiş olduğumuz izlenime göre, Râzî hastalıkların tedavisinde, ilaçla tedavi yöntemini tercih etmiştir. Böbrek taşlarının ve mesane taşlarının çıkarılması gibi, genellikle cerrâhî müdâhalenin beklendiği durumlarda bile, ilaçla tedaviyi yeğlediği görülmektedir; hatta bu konu ile ilgili olarak kaleme almış olduğu müstakil bir eserde de aynı şekilde ilaçla tedavi öngörülmüştür. </p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.buyukcekmecerehberi.net/razi-mohammad-ibn-zakariya-razi.html">Razi (Mohammad Ibn Zakariya Razi)</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.buyukcekmecerehberi.net">Büyükçekmece Rehberi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.buyukcekmecerehberi.net/razi-mohammad-ibn-zakariya-razi.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cabir Bin Hayyan Kimdir ?</title>
		<link>https://www.buyukcekmecerehberi.net/cabir-bin-hayyan-kimdir.html</link>
					<comments>https://www.buyukcekmecerehberi.net/cabir-bin-hayyan-kimdir.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Büyükçekmece Rehberi]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 07 Oct 2013 15:30:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ödev]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.buyukcekmecerehberi.net/?p=12088</guid>

					<description><![CDATA[<p>Cabir Bin Hayyan Ahmet IŞIK / Biyografi &#8211; Ekim 2009 Sesli Dinle Batıda Geber olarak bilinen Cabir bin Hayyan (721–815), başta kimya olmak üzere, tıp, eczacılık, metalürji, astronomi, felsefe, fizik gibi ilim dallarına katkılarıyla bilim tarihçileri tarafından tanınan Müslüman bir âlimdir. Kûfe&#8217;de eczacı bir babanın çocuğu olarak doğmuştur. Maddelerin altına dönüştürülmesi (transmutasyon) için metotlar geliştirmeyi [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.buyukcekmecerehberi.net/cabir-bin-hayyan-kimdir.html">Cabir Bin Hayyan Kimdir ?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.buyukcekmecerehberi.net">Büyükçekmece Rehberi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Cabir Bin Hayyan</p>
<p>Ahmet IŞIK / Biyografi &#8211; Ekim 2009<br />
Sesli Dinle<br />
Batıda Geber olarak bilinen Cabir bin Hayyan (721–815), başta kimya olmak üzere, tıp, eczacılık, metalürji, astronomi, felsefe, fizik gibi ilim dallarına katkılarıyla bilim tarihçileri tarafından tanınan Müslüman bir âlimdir. Kûfe&#8217;de eczacı bir babanın çocuğu olarak doğmuştur. Maddelerin altına dönüştürülmesi (transmutasyon) için metotlar geliştirmeyi hedefleyen simya ilminin babası olarak bilinen Cabir bin Hayyan, geliştirdiği element anlayışı, denge teorisi yaklaşımı, tatbikatları, icat ettiği âlet ve düzeneklerle kimyanın babası kabul edilmektedir. </p>
<p>Ünlü Fransız bilim tarihçisi M. Berthelot&#8217;in onun hakkındaki düşünceleri şöyledir: &#8220;Aristo&#8217;nun mantık ilmindeki yeri neyse, Câbir bin Hayyân&#8217;ın kimya ilmindeki yeri de odur. Aristo, mantığın kurucusu ve üstadı olarak kabul edildiği gibi, Cabir bin Hayyan da kimyanın kurucusu ve üstadıdır.&#8221; Julius Ruska, Lâtin kimyasının temellerini Yunanca değil, bilakis Arapça orijinal eserlerin tercümelerinin sağladığını belirtmektedir.1 Yaşayan ilim tarihçimiz Fuat Sezgin de, tıp, fizik, astronomi, felsefe alanında birçok eser kaleme alan, âlemde görülebilen veya görülemeyen her şeyin belli bir düzenin neticesi olduğunu belirten Cabir bin Hayyan&#8217;ın, genetik ilmine işaret eden şu sözlerini nakletmektedir. &#8220;Allah bize fizikî kanunlar vermiştir. Bunlarla bitki, hayvan hattâ insanın benzerini yapabiliriz. Allah beşere öyle kabiliyetler bahşetmiştir ki, beşer, kâinattaki bütün sır perdelerini bununla çözmeye muktedirdir.&#8221; </p>
<p>Eserleri<br />
Cabir bin Hayyan; uygulamalı fizik-kimya, teorik fizik-kimya, madenler fizik-kimyası, matematik, astronomi, felsefe ve dinler tarihi gibi çok değişik alanlarda sayıları yüzlerle ifade edilen eser kaleme almıştır. İlim tarihçisi İbn Nedim, Cabir&#8217;in çalışmalarını şu şekilde tasnif eder: Gökyüzü, Yerküre, Ay, Güneş, Taşlar, Tuzlar, Mürekkep (Bileşik), Hayvanlar, Bitkiler, Gizli Mineraller, Kırmızı Boya, Mayalanmış Sıvılar (Büyük ve Küçük Kitap), İç Amalgamlar, Dış Amalgamlar, Civa Ruhu, Yumurtalar, Kan, İdrar, Mayalanmış Sıvıların Kalıntıları, Mürekkep (ikinci kitap), Cevherler (kıymetli taşlar), Boyalar, Parfümler, Kokular, Çamur, Yaradılışın Unsurları (1 ve 2), Mükemmellik, Tek (İlâhî birlik hakikatini ele alan büyük ve küçük olmak üzere iki kitap), el-Rükn, Açıklama, Nizam, Işık, Akıl Yürütme Üzerine Temellenmiş Süreçler, Kabaran Deniz, İcra Etme, Müdafaa Edilmiş Akıl, Mücerretler (Cismanî olamayanlar mânâsında).1 </p>
<p>Batılı âlimlerin Cabir&#8217;in birçok eserini tercüme ederek sahiplendiği bir gerçektir. Meselâ Summa Perfectionis adıyla yayımlanan eserin büyük ölçüde Cabir&#8217;in Yetmişlik Kitabına dayanılarak yazıldığı ortaya çıkmıştır.2 Bu eser, Avrupa&#8217;da kimya ile ilgilenenler tarafından el kitabı olarak kullanılmıştır. </p>
<p>Cabir&#8217;in Batı&#8217;daki tesiri daha 14. yüzyılda başlamakla birlikte, asıl kıymeti Kitabu&#8217;s-seb&#8217;ûn (Yetmiş Kitap) adlı eserinin Book of Seventy adıyla İngilizceye çevrilmesiyle anlaşılacaktır. Ayrıca, Kitab el-Usûl isimli eserin Liber radicum Rasis de alkimia adıyla Lâtince tercümesi günümüze ulaşmıştır.2</p>
<p>Geliştirdiği âletler, yöntemler ve kimyevî maddeler<br />
Teorisiz pratiğin hiçbir yere varamayacağını belirten2, Doğu ve Batı ilmine önemli ölçüde tesir eden ve Roger Bacon tarafından ustaların ustası olarak da anılan Cabir bin Hayyan&#8217;ın ilk defa elde ettiği birçok kimyevî bileşik ve madde vardır. Bunlardan bazıları, saf kükürt tuzları, nişadır (NH4Cl), üstübeç [2PbCO3.Pb(OH)2], cehennem taşı (AgNO3), kezzap (nitrik asit, HNO3), zaç yağı (sülfürik asit, H2SO4), güherçile (hint) (KNO3), sirke asidi (CH3COOH), süblime (HgCl2) ve kurşun şekeri [Pb(CH3COO)2], sülügen (civa oksit), arsenik oksit, şap ve hidroklorik asittir (HCl).1,2,3 Cabir ayrıca nitrik asitle hidroklorik asidi birleştirerek o gün için altın ve platini çözen tek madde durumundaki yeşilimsi bileşiği (kral suyu) elde etmiştir. Paslanmayı önleyen madde geliştirmiş, Razi&#8217;ye etanolü bulması yolunda ipucu vermiştir.4 Batılı bazı bilim adamları optik ve mercekler kanununun keşfini de Cabir bin Hayyan&#8217;a dayandırır.</p>
<p>Organik maddelerin distilasyonuna büyük önem veren2 ve dünya üzerindeki ilk kimya lâboratuvarını kuran Cabir bin Hayyan, tabiattaki maddelerin saf olmadığını belirtmiş ve bunları saflaştırarak saf elementler elde etmeye çalışmıştır. Meselâ suyu tekrar tekrar damıtarak saflaştırmıştır. Cabir, kimyevî işlemlerde kullanmak üzere tasarlamış olduğu âletlerle kimyaya büyük katkılarda bulunmuştur. Bunlar arasında en dikkat çekenlerden biri, damıtmayı kolaylaştıran, daha verimli ve güvenli bir şekilde yapılmasını sağlayan imbiktir.</p>
<p>İmbik: Arapça El-inbik kelimesiyle ifade edilen bu araç, içine konulan maddelerin ısıtılarak damıtılmasını veya ayrıştırılmasını sağlar.</p>
<p>Still Damıtıcı: Bu damıtıcı, karışabilen veya karıştırılamaz sıvıların karışımının ısıtılarak buharlaştırılıp yoğunlaşmasını sağlayan bir sistemdir. Parfüm, ilâç vb. üretiminde kullanılır.</p>
<p>Cabir bin Hayyan oksidasyon (metallerin yüksek sıcaklıkta ısıtılarak oksitlerine ayrıştırılması), bunun tersi olan redüksiyon, buharlaştırma, süblimleştirme (saflaştırma-tasfiye), eritme, süzme, damıtma, kristalleştirme (billurlaştırma) gibi yöntemler geliştirmiştir. Çeşitli metal ve çelik üretim usûllerinin geliştirilmesi, deri ve bez boyalarının hazırlanması, kükürtlü bileşiklerden arsenik ve antimuan, bitkilerden yağ elde edilmesi, metallerin saflaştırılması, kumaşın boyanması, su geçirmez elbiselerin cilâlanması, manganez dioksitin cam yapımında kullanılması ve günümüzde hâlâ kullanılan camın renklendirilmesi gibi buluşları da gerçekleştirmiştir.1,3,4,5 Cabir bin Hayyan ve diğer İslâm âlimleri vasıtasıyla Avrupa dillerine geçmiş kimya ile ilgili bazı tâbirler de vardır. Alkol (el-Kuhl, Alcohol), üstün tasfiye âleti (el-İnbik, Alembic), alkali (al-kali, alkali), ismid (Antimony), aludel (kap-kacak), çinko asidi (tutti), mağara tuzu (Rec-ül-gar, realgar) bunlardan bazılarıdır.5 Bu tâbirler ve yöntemler günümüz kimyasında hâlen kullanılmaktadır. Bunlardan bazıları kireçleştirme (calcination), kristallendirme, filtreleme, sıvılaştırma ve arıtma olarak, modern kimyanın hâlen kullandığı ve vazgeçemediği tekniklerdir. </p>
<p>Atomun bölünebilirliği konusundaki fikri<br />
Cabir, atomun parçalanabilirliği konusunda şunları söylemiştir: &#8220;Madde yoğun enerjidir. Bu yüzden Yunan fizikçilerinin maddenin bölüne bölüne parçalanamaz en küçük bir parçayla son bulduğuna ve maddenin bu sayısız parçalanamayan kısımlardan meydana geldiğine dâir iddiaları yanlıştır. Onların parçalanamaz en küçük parça, yani atom olarak tâbir ettikleri bu nesne parçalanabilir ve bu parçalanma neticesi büyük bir enerji hâsıl olur. Bu öyle bir enerjidir ki, bir habbeciğin (taneciğin) bir şekilde parçalanması, Allah saklasın, Bağdat gibi büyük bir şehri yok edebilir.&#8221; Bu da gösteriyor ki Cabir bin Hayyan başta Niels Bohr, Albert Einstein ve John Dalton olmak üzere Batılı bilim adamlarından 1.000 yıl önce atomla ilgilenmiş ve bu konuda fikirler ileri sürmüştür.</p>
<p>Eğitim felsefesiyle de ilgilenen Cabir bin Hayyan, kişiye kabiliyetine uygun bir eğitim verilmesi gerektiğini belirtmiştir. Fuat Sezgin; Cabir bin Hayyan ve onu takip eden er-Râzi gibi İslâm âlimleri tarafından yüz yıllar boyunca geliştirilmiş kimya ilmine bu ölçüde katkıda bulunmuş hiçbir âlimin olmadığını belirtmektedir.2 </p>
<p>Dipnotlar:<br />
1. Modern Kimyanın Kurucusu Cabir b. Hayyan, Prof. Dr. Esin Kahya, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları No:183, Ankara, 1995.<br />
2. Prof. Dr. Fuat Sezgin, &#8220;İslâm&#8217;da Bilim ve Teknik&#8221;, Sayfa 97–108, Çev. Abdurrahman Aliy, TÜBA Yay., Ankara, 2007.<br />
3. Bilim Tarihi, Colin A.Ronan, Tübitak Yayınları, Editör Prof. Dr. Ergün Türkcan.<br />
4. Müsbet İlimde Müslüman Âlimler, Mahmut Karakaş, Kültür Bakanlığı Yayınları No:1289.<br />
5. Müslüman İlim Öncüleri Ansiklopedisi Sayfa 64–71.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.buyukcekmecerehberi.net/cabir-bin-hayyan-kimdir.html">Cabir Bin Hayyan Kimdir ?</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.buyukcekmecerehberi.net">Büyükçekmece Rehberi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.buyukcekmecerehberi.net/cabir-bin-hayyan-kimdir.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zekeriya el Razi kimya ya katkısı</title>
		<link>https://www.buyukcekmecerehberi.net/zekeriya-el-razi-kimya-ya-katkisi.html</link>
					<comments>https://www.buyukcekmecerehberi.net/zekeriya-el-razi-kimya-ya-katkisi.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Büyükçekmece Rehberi]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 07 Oct 2013 15:28:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ödev]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.buyukcekmecerehberi.net/?p=12085</guid>

					<description><![CDATA[<p>Zekeriya el Razi Râzî ilk defa Ortadoğu ülkelerinin çoğunda yaygın olarak görülen çocuk hastalıklarından çiçek ve kızamığın tanılarını vermiş ve bunlar arasındaki farkları belirlemiştir. Râzî´nin hastalıklara ilişkin incelemelerini içeren küçük boyutlu yapıtlarının yanı sıra, Hâvî (Bütün Bilgiler) adlı kapsamlı bir yapıtı daha vardır. Burada, baştan ayağa doğru bütün beden hastalıklarını sıralayarak, bunlara ilişkin derleyebildiği bütün [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.buyukcekmecerehberi.net/zekeriya-el-razi-kimya-ya-katkisi.html">Zekeriya el Razi kimya ya katkısı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.buyukcekmecerehberi.net">Büyükçekmece Rehberi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Zekeriya el Razi<br />
Râzî ilk defa Ortadoğu ülkelerinin çoğunda yaygın olarak görülen çocuk hastalıklarından çiçek ve kızamığın tanılarını vermiş ve bunlar arasındaki farkları belirlemiştir.<br />
  Râzî´nin hastalıklara ilişkin incelemelerini içeren küçük boyutlu yapıtlarının yanı sıra, Hâvî (Bütün Bilgiler) adlı kapsamlı bir yapıtı daha vardır. Burada, baştan ayağa doğru bütün beden hastalıklarını sıralayarak, bunlara ilişkin derleyebildiği bütün bilgileri sunmuştur. Yapıtın en önemli yönlerinden birisi, daha önce yaşamış olan hekimlerin görüşlerini de içermesidir; bu nedenle, tıp bilgisinin gelişim sürecini araştıran tarihçiler için bulunmaz bir kaynak niteliğindedir.<br />
  Bu yapıttan edinmiş olduğumuz izlenime göre, Râzî hastalıkların tedavisinde, ilaçla tedavi yöntemini tercih etmiştir. Böbrek taşlarının ve mesane taşlarının çıkarılması gibi, genellikle cerrâhî müdâhalenin beklendiği durumlarda bile, ilaçla tedaviyi yeğlediği görülmektedir; hatta bu konu ile ilgili olarak kaleme almış olduğu müstakil bir eserde de aynı şekilde ilaçla tedavi öngörülmüştür. </p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.buyukcekmecerehberi.net/zekeriya-el-razi-kimya-ya-katkisi.html">Zekeriya el Razi kimya ya katkısı</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.buyukcekmecerehberi.net">Büyükçekmece Rehberi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.buyukcekmecerehberi.net/zekeriya-el-razi-kimya-ya-katkisi.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Joseph Proust kimdir</title>
		<link>https://www.buyukcekmecerehberi.net/joseph-proust-kimdir.html</link>
					<comments>https://www.buyukcekmecerehberi.net/joseph-proust-kimdir.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Büyükçekmece Rehberi]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 07 Oct 2013 15:27:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ödev]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.buyukcekmecerehberi.net/?p=12083</guid>

					<description><![CDATA[<p>Joseph Proust Dalton Atom Kuramı, 19. yy’a gelindiğinde fizikçilerin ilgi alanı hala kuvvet, itim ve çekimdi. Yani fizikçilerin atoma pek gereksinimi yoktu. Ya kimyacılar? Kimyasal tepkimeleri anlamaya çalışan kimyacılar atom daha çok ilgi duyuyordu. Gerçekten 19. yy’da atom kuramının canlanmasını sağlayanlar kimyacılardı. Şöyle soralım: Dalton, 19. yy başında,1803’te, “atomun varlığı”nı ileri sürerken kanıt olarak neleri [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.buyukcekmecerehberi.net/joseph-proust-kimdir.html">Joseph Proust kimdir</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.buyukcekmecerehberi.net">Büyükçekmece Rehberi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Joseph Proust</p>
<p>Dalton Atom Kuramı, 19. yy’a gelindiğinde fizikçilerin ilgi alanı hala kuvvet, itim ve çekimdi. Yani fizikçilerin atoma pek gereksinimi yoktu. Ya kimyacılar? Kimyasal tepkimeleri anlamaya çalışan kimyacılar atom daha çok ilgi duyuyordu. Gerçekten 19. yy’da atom kuramının canlanmasını sağlayanlar kimyacılardı. </p>
<p>Şöyle soralım: Dalton, 19. yy başında,1803’te, “atomun varlığı”nı ileri sürerken kanıt olarak neleri göstermiştir? Bunu kavrayabilmek için kimyanın temel birleşme yasalarını anımsamalıyız. Çünkü John Dalton (1766-1844) “atomun varlığının kanıtları” olarak bu yasaları göstermiştir. Bunlar kütlenin korunumu,sabit oranlar ve katlı oranlar yasası adıyla bilinir. </p>
<p>19. yüzyıl, aslında atomla açıldı. John Dalton, 1803-8 arasında atomun varlığının kanıtlarını açıkladı ve bilimsel anlamdaki ilk atom kuramını geliştirdi. Dalton, kimyasal tepkimelerdeki kütlenin korunumu (Lavoisier ve Lomonosov), bileşiklerin oluşmasında sabit kütle oranının varlığı (Joseph Proust), katlı oran yasası(John Dalton) gibi denel sonuçları başarıyla yorumladı ve bu sonuçların (yasaların) ancak atomun varlığıyla kavranabileceğini gösterdi. </p>
<p>Joseph Proust ise 1799’da yaptığı bir yayında kimyanın diğer büyük bir yasasını açıkladı. Buna kimyacılar, sabit kütle oranları yasası der. Bu yasa şöyle der: Belirli bir bileşiği oluşturan elementler, daima belirli ve sabit olan bir kütle oranında birleşir. Örneğin su oluşurken diyelim 30 gram hidrojen ile 70 gram oksijen ya da başka bir oran değil;ama daima kütlece yüzde 11.19 hidrojen ve yüzde 88.81 oksijenden oluşur. </p>
<p>1803’te John Dalton, katlı oranlar yasası denen yasayı buldu. Bu yasa sabit oranlar yasasının atomik oran düşüncesine daha kesin bir destek veriyordu. Çünkü iki element arasında iki ve daha çok bileşik oluşuyorsa,elementlerden birinin kütlesi sabit tutulduğunda onunla birleşen ikinci elementin kütleleri arasında basit tam sayılı bir oran vardı. Buradaki kütle terimleri atomları anlatıyordu. “Basit, tam sayılar” atomların oranıydı. İşte Dalton’un vardığı sonuçlar: </p>
<p>1. Her element atom adı verilen çok küçük ve bölünemeyen taneciklerden oluşmuştur. Atomlar kimyasal tepkimelerde oluşamazlar ve bölünemezler. “Atomu parçalayacak adam yoktur” diye de ekleyivermişti. Kimyacıların da hata yaptıkları bir gerçektir! </p>
<p>2. Bir elementin bütün atomlarının kütlesi (ağırlığı) ve diğer özellikleri aynıdır. Fakat bir elementin atomları diğer bütün elementlerin atomlarından farklıdır. </p>
<p>3. Kimyasal bir bileşik iki ya da daha çok sayıda elementin basit sayısal bir oranda birleşmesiyle oluşur. Örneğin bir atom A ve bir atom B, AB ya da bir atom A ile iki atom B yani AB2. </p>
<p>18.yy kimyacılarının en büyük başarılarından biri, atmosferin homojen bir ortam olmadığını, oksijen ,azot (nitrojen), su buharı ve belki de başka şeylerin oluşumundan oluştuğunu keşfetmeleriydi. Ama atmosferin değişmez bir bileşim olduğu anlaşılınca,bütünlüğü ve kalıcılığına ilişkin sorular anlamsızlaşıyordu. Bununla birlikte.Dalton, atmosferin yoğunlukları farklı olan üç ya da daha fazla esnek akışkandan oluştuğunu öne sürünce,aynı sorular yeniden ele alınabilirdi. En yoğun gaz üstte ve en seyrek gaz altta olmak üzere niçin ayrı düzeyler oluşmuyordu? Bir Newtoncu olan Dalton, Principia’yı açtı ve orada Newton’ın ‘atmosfer,birbirini iten küçük parçacıklar ya da atomlardan oluşur’ dediğini gördü. Dalton buna ‘bir atom kendi türünden olan atomu itmez, başka tür atomları iter’ varsayımını ekledi. Zafer kazanmış tavrıyla sonuca varıyordu: “ Bu, gazların spesifik çekimleri ne olursa olsun bir gazın diğerinin içine işlemesi içindir.” </p>
<p>Dalton, atom kuramına asıl özgün katkısını henüz yapmamıştı. Bunlar yine belirli bir bilimsel sorundan ötürü ortaya çıkıyordu. Geleneksel atomcular ,atomun biçimi ve boyutları üzerinde yoğunlaşmaya eğilimliydiler. Ne var ki bunun,şu soruyu sorarken Dalton’a pek yardımı dokunmayacaktı: “Niçin su diğer gazlar gibi kütlesini kabul etmiyordu? “ Niçin su,örneğin azot oksiti, nitrojen ya da hidrojenden daha fazla miktarlarda içine alıyordu? Dalton’a göre bunun nedeni tepkimenin, ‘çeşitli gazların temel parçacıklarının sayısına ve ağırlığına bağlı olmasıydı’,en hafif olan en az soğurulabilendi. Bu, Dalton’I atım ağırlıklarıyla ilgilenmeye yöneltmeye yetmişti. Dalton, önceki birkaç varsayıma dayanarak,oksijen ve hidrojen elementlerinin görece ağırlık oranlarının 7:1 olduğu sonucuna vardı ve bu temele dayanarak kimyasal bileşimin temel yasaları üzerinde çalışmaya başladı. </p>
<p>Buna karşın atomculuk, kimyacılar arasında bile dikkate değer bir direnişle karşılaştı. Birçok bilgin,kimyager ve filozof,algılanamaz ve bölünemez parçacıkların varlığını kabul edemiyordu.William Whewell, Philolosophy of the Inductive Science ( 1840) çalışmasında bunun bilimin, kimyasal deneyimin sonucu değil, metafiziğin sonucu olduğunu iddia ediyordu: </p>
<p>“ Ama eğer atomik kuram öne sürülecekse ki buna göre kimyasal elemetler bölünemeyen parçacıklardan oluşmaktadır,şunu belirtmeden geçemeyiz ki, kimyasal araştırma bunu kanıtlamamıştır ve hatta hiçbir doyurucu kanıt ortaya koyamamıştır.” </p>
<p>Benzer biçimde büyük kimyacı F.A. Kekule 1867’de şöyle direnebiliyordu: “Atomların varolup olmadığı sorusu kimyasal bakış açısıyla hiçbir önem taşımamaktadır;bu tartışma metafiziğe ait bir tartışmadır.” </p>
<p>Kimyagerlerin atomculuğa olan bu açık kayıtsızlıklarının bir nedeni de kimyasal tepkimeleri açıklamanın,kimyasal denklemlerin dili gibi başka yollarının da olmasıydı. Dönemin ders kitaplarında örneğin denklem tabloları şöyle sunuluyordu:” Kimyasal denklemler yalnızca birbirine bağlanan maddelerin göreli niceliklerini temsil eder.” Ya da bir bilim sözlüğünde açıklandığına göre şöyleydi: “ Nesnelerin,bileşimindeki yerleri değiştirildiği zaman eşit olabildikleri söylenmektedir.” </p>
<p>Örneğin: &#8221; Deneyler sonucunda… Çeşitli metallerin değişik ama belirli ağırlıklarının birbirinin yerine geçebildikleri anlaşılmıştır. Cıva ağırlığından 100 ölçü, 31.7 bakır, 32.5 çinko ve 1 ölçü hidrojen 35.5 ölçü klorla yaptıkları bileşimde birbirlerinin yerine geçme durumundadırlar.” </p>
<p>Böylece Dalton ve diğer atomcular ikili bir bileşik olan suyu,bir hidrojen atomu ve ondan yedi kat daha ağır bir oksijen atomunun oluşturduğunu düşünürken,diğerleri oksijen ağırlığında yedi birimin bir birim hidrojenle birleşerek birim su oluştuğunu düşünüyorlardı. Belki de kolaylık olsu diye oksijen ve hidrojen atomlarından söz edilebilirdi ama ısrar edildiğinde bunun yalnızca kimyasal deneylerden söz etmenin daha kolay bir yolu olduğunu söylerlerdi </p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.buyukcekmecerehberi.net/joseph-proust-kimdir.html">Joseph Proust kimdir</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.buyukcekmecerehberi.net">Büyükçekmece Rehberi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.buyukcekmecerehberi.net/joseph-proust-kimdir.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İbn-İ Sina&#8217;nın Kimyaya Katkıları</title>
		<link>https://www.buyukcekmecerehberi.net/ibn-i-sinanin-kimyaya-katkilari.html</link>
					<comments>https://www.buyukcekmecerehberi.net/ibn-i-sinanin-kimyaya-katkilari.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Büyükçekmece Rehberi]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 07 Oct 2013 15:27:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ödev]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.buyukcekmecerehberi.net/?p=12081</guid>

					<description><![CDATA[<p>İbn-İ Sina&#8217;nın Kimyaya Katkıları Nelerdir Kimyada (simya) transmutasyon teorisinin doğ-ruluğunu araştırmış ve reddetmiştir. Çünkü, hermaddenin kendine ait özellikleri vardır. Bazı sim-yacılar, maddenin iç ve dış kalitelerini ayrıştırıp,böylece tek tek kaliteleri elde ederek, daha sonra,istenen şekilde bu kaliteleri ayarlayarak, istenenmaddenin elde edilebileceğini kabul etmişlerdir.Bu konuda da araştırmalar yapmış olan İbn-i Sina,konuyu su üzerinde incelemiş ve pek [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.buyukcekmecerehberi.net/ibn-i-sinanin-kimyaya-katkilari.html">İbn-İ Sina&#8217;nın Kimyaya Katkıları</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.buyukcekmecerehberi.net">Büyükçekmece Rehberi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İbn-İ Sina&#8217;nın Kimyaya Katkıları Nelerdir<br />
Kimyada (simya) transmutasyon teorisinin doğ-ruluğunu araştırmış ve reddetmiştir. Çünkü, hermaddenin kendine ait özellikleri vardır. Bazı sim-yacılar, maddenin iç ve dış kalitelerini ayrıştırıp,böylece tek tek kaliteleri elde ederek, daha sonra,istenen şekilde bu kaliteleri ayarlayarak, istenenmaddenin elde edilebileceğini kabul etmişlerdir.Bu konuda da araştırmalar yapmış olan İbn-i Sina,konuyu su üzerinde incelemiş ve pek çok kere, su-yu distile ederek, onu nem kalitesinden kurtarmaksuretiyle böylece tek başına soğuk kalitesini eldeetmeye çalışmıştır, ancak sonuç olarak beyaz birboya elde ettiğini belirtir ki, bu da bugünkü bilgi-mize göre, suyun içinde bulunması olası tuzlardır.Böylece İbn-i Sina transmütasyon teorisinin doğruolmadığını deneysel olarak gösterir. Teoriyi red-detmeden önce bir bilim adamı olarak, simyacıla-rın iddialarını denetlemiştir.</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.buyukcekmecerehberi.net/ibn-i-sinanin-kimyaya-katkilari.html">İbn-İ Sina&#8217;nın Kimyaya Katkıları</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.buyukcekmecerehberi.net">Büyükçekmece Rehberi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.buyukcekmecerehberi.net/ibn-i-sinanin-kimyaya-katkilari.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Paracelsus&#8217;un kimyaya katkıları</title>
		<link>https://www.buyukcekmecerehberi.net/paracelsusun-kimyaya-katkilari.html</link>
					<comments>https://www.buyukcekmecerehberi.net/paracelsusun-kimyaya-katkilari.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Büyükçekmece Rehberi]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 07 Oct 2013 15:26:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ödev]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.buyukcekmecerehberi.net/?p=12079</guid>

					<description><![CDATA[<p>PARACELSUS (1493-1541) İsviçreli hekim, kimyacı ve simyacı. Asıl adı Theophrastus Bombastus von Hohenheim&#8217;dir. &#8220;Paracelsusu &#8221; takma ad olarak kullanmıştır. Ferrara Üniversitesi&#8217;nde tıp öğrenimi yapmış; Avrupa ülkelerinde yaptığı çeşitli gezilerde, o zaman yaygın olan pek çok hastalıkları inceleme imkânı bulmuş; o zamana kadar kullanılmamış olan ilâç türünden inorganik maddeleri kullanarak yeni bir tedavi biçimi geliştirmiştir. Kimya [&#8230;]</p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.buyukcekmecerehberi.net/paracelsusun-kimyaya-katkilari.html">Paracelsus&#8217;un kimyaya katkıları</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.buyukcekmecerehberi.net">Büyükçekmece Rehberi</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>PARACELSUS (1493-1541)</p>
<p>İsviçreli hekim, kimyacı ve simyacı. Asıl adı Theophrastus Bombastus von Hohenheim&#8217;dir. &#8220;Paracelsusu &#8221; takma ad olarak kullanmıştır. Ferrara Üniversitesi&#8217;nde tıp öğrenimi yapmış; Avrupa ülkelerinde yaptığı çeşitli gezilerde, o zaman yaygın olan pek çok hastalıkları inceleme imkânı bulmuş; o zamana kadar kullanılmamış olan ilâç türünden inorganik maddeleri kullanarak yeni bir tedavi biçimi geliştirmiştir.<br />
Kimya sistemine, Aristoteles&#8217;in toprak, hava, ateş ve su unsurlarına üç madde daha eklemiştir: Bunlar niteliği uçuculuk olan civa, niteliği yamalık olan kükürt ve kararlılığın sembolü olan tuzdur. Öte yandan Paracelsus&#8217;a göre cıva düşünceyi, kükürt ruhu ve tı\z </p>
<p>The post <a rel="nofollow" href="https://www.buyukcekmecerehberi.net/paracelsusun-kimyaya-katkilari.html">Paracelsus&#8217;un kimyaya katkıları</a> appeared first on <a rel="nofollow" href="https://www.buyukcekmecerehberi.net">Büyükçekmece Rehberi</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.buyukcekmecerehberi.net/paracelsusun-kimyaya-katkilari.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
